Günümüzde yeni mezunlar arasında, yurt dışında özellikle de ABD’de çalışma ve master yapma isteği çok yoğun olarak bulunmakta. Ben de mezuniyetinden sonra MBA için ABD’ye gelen ve buraya yerleşen Cem Tunçoğlu’yla yurt dışında çalışma hayatı ve kariyer ile ilgili hoş bir röportaj gerçekleştirdim.

-Hoş geldiniz Cem Bey, bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ben 1965’te Nazilli’de doğdum. Babam DSİ’de mühendis olarak görevli olduğu için çok yer değiştirdik. Çocukluğumun en güzel yılları Gökçekaya Barajı ve Hasan Uğurlu / Suat Uğurlu Barajlarının şantiyelerinde geçmiştir. 6 yaşından beri kemer baraj ile dolgu baraj arasındaki farkı bilirim. İnşaatçılığa o zamandan merak salmıştım. Beni en çok çeken kısmı inşaat mühendislerinin bıraktığı kalıcı eserlerdir.

İlköğretime Samsun’da devam ettim. Samsun Anadolu Lisesi’ni bitirdikten sonra ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde öğrenim hayatıma devam ettim. ODTÜ’yü 1988 yılında bitirip 1Sene bir dizayn firmasında Adana-Pozantı yolu için kutu menfez dizaynları yaptım. Sonra 1990’da San Antoio Texas’a MBA yapmak üzere geldim. 1993’te MBA Derecemi alıp, New York’a taşındım ve Amerika’da meslek yaşantıma başladım. New York’ta, Kiska USA de dahil olmak üzere 3 şirkette çalıştım.

-Neden Granite Construction?

İnşaat piyasası New York’ta şaşırtıcı şekilde çok kapalı ve küçük bir çevre…

New York’ta 2 farklı inşaat şirketinde çalıştıktan sonra Granite Costruction’da karar kıldım. Granite’e geçmem doğrusu rastlantı eseri oldu, daha önce çalıştığım bir şirkette başkan yardımcısı olan patronum Granite’e geçince bana da iş teklif etti, ben de olumlu buldum.

Granite son 6 senenin 5 senesinde Fortune dergisinin-100 Best Companies to Work for listesinde yer alıyor. (2007’de 56. Sırada, 2006 ‘da 91. Sırada) Granite çalışanlarına kendini geliştirme imkânı sağlayan, kısa dönemli kararlar yerine uzun dönemli büyümeyi ve gelişme burgulayan bir şirket. İşte bu yüzden geçtiğimiz dönem içindeki ekonomik durgunluktan çok etkilenmeden yolumuza devam ediyoruz. 2009 ve 2010 daha da iyi olacak şirketimiz için.

-Kariyerinizi daha önceden (mesela öğrencilik hayatınızda) planlamış mıydınız? Yanıtınız evet ise kriterleriniz nelerdi?

İlk cevabımda da belirttiğim gibi hayatım hep mühendisler arasında geçti. Mühendis olacağımı biliyordum, ama inşaat mühendisliğime üniversite sınavında önce karar verdim. Geçenlerde okuduğum bir yazıda dünyada çalışanların en mutlu olduğu mesleklerin arasında inşaat mühendisliğini olduğunu da gördüm. Bu meslekte insanların fiziksel olarak çalışması ve geriye somut bir şeyler bırakmasının bunda etkisi var diye düşünüyorum.

-Öğrencilere kariyer planlamaları için neler önerebilirsiniz? Kariyerlerini planlarken göz önünde bulundurmaları gereken öncelikli faktörler nelerdir?

İnsanlar sevdiği işleri daha mutlu oluyorlar. İnsanlar hayatlarının uyanık oldukları bölümünün yaklaşık %40’ını işte geçiriyorlar. Hayatınızın bu kadar büyük bir kısmını adayacağınız mesleğin ve işin sizi heyecanlandıran bir kariyer olmasına dikkat edin.

İçe kapanık biri iseniz, çok para yapılabilir diye inşaat malzemeleri pazarlamacısı olmanızın bir anlamı yok. Kendi kişiliğinizin kuvvetli olduğu boyutları belirleyin -ki bu konuda bir sürü test var- ve kariyerinizi o doğrultuda yönlendirin. Öğrendiğiniz derslerin bazıları her ne kadar angarya gibi gelse de derslerinizin hakkını verin. İlerde faydasını göreceksiniz. Engin Keyder Hoca’nın biz mezun olurken verdiği bir nasihat var kulağımda ve şimdi doğruluğuna inanıyorum. Meslek yaşantınızdaki ilk 5 sene 2-3 şirket değiştirin bu size çalıştığınız endüstri konusunda etraflıca bilgi sağlayacaktır. Bir şirkette yaşanan problemleri başka şirketlerde de yaşandığını gözlemleyip farklı çözüm yöntemleri geliştirme şansınız olacaktır.

-Yurt dışında kariyer yapmanın zorlukları nelerdir?

Çalışma izni, dil sorunu, yaşanacak mekân gibi zorlu problemler atlatıldıktan sonra bence en önemli konu bir insanın farklı bir kültüre nasıl adapte olabildiği ile ilgili. Değişikliklere ve yeni bir kültüre kolay adapte olan birisi yurtdışında en azından Amerika’da kolay kariyer yapabilir. Bence Amerika’yı Avrupa ülkelerinden ayıran en önemli özellik dışarıdan gelen göçmenlere tamamıyla açık olmaları. İngilizceyi düzgün konuştan sonra, ülkenin kanunlarına ve genel kurallarına saygı gösterdikten sonra bu ülkede çalışkan bir insanın başarılı olmaması için bir neden yok.

Bir önemli faktör de insanın ailesinin desteğinin hemen yakınında olmayışıdır. Bu tip bir yalnızlığı kaldırmak herkesin altından kalkabileceği bir şey değildir. Ayrıca insanın ailesinden 8000 km uzakta olmasının getirdiği ciddi zorluklar da vardır. (Bir hastalık anında hemen ulaşamama gibi)

ODTÜ bize verdiği eğitimle dünyanın herhangi bir yerinde çok başarılı olabilmemiz için bütün araçları sağlıyor. Bu konuda hiç şüphem yok.

-Kendinizi başarılı olarak görüyor musunuz? Size göre “başarılı inşaat mühendisi” nedir?

Yıllar içerisinde başarı tanımının değiştiğini söyleyebilirim. Geçenlerde bulunduğum bir toplantıda bir konuşmacı bize iş ve aile hayatının dengesi konusunda şunları söyledi. Çalışan ve aile sahibi olan bir insan aynı anda 4-5 tane topu havada tutan jonglör gibidir. Havadaki topların hangileri lastikten hangilerinin camdan yapıldığına dikkat etmeniz ve bilmeniz gereklidir. İnsanın ailesi mutlaka camdan yapılmış bir toptur. O yüzden iş ve aile hayatında belli bir dengeyi tutturabilenlere ben başarılı gözüyle bakarım.

Şimdi sağlıklı ve mutlu bir aile hayatına sahip olmak beni çok başarılı hissettiriyor. Başarılı bir inşaat mühendisi ise bence mesleğini severek ve yüksek bir enerji ile yapan, birikimlerini genç arkadaşlarıyla paylaşmaktan zevk alan, çalıştığı şirkete ve yaşadığı çevreye somut kazanımları olan kişidir.

-Büyürken ya da öğrencilik hayatınızda kendinize idol olarak belirlediğiniz biri var mıydı? İnşaat sektöründe Türkiye’de ya da yurt dışında kimleri başarılı görüyorsunuz?

Sanırım hayatımda en büyük idolüm, mühendis olan babam Fehmi Tunçoğlu’dur… Babam Çok mütevazi koşullarda büyüyüp devlet bursu ile mühendislik diploması almıştır.

Bir devlet kuruluşu olan DSİ de gösterdiği çalışma azmi ve etiğini onun çalışma arkadaşlarında yıllar boyu dinledim. Daha sonra özel sektördeki başarıları eni hep olumlu bir yönde aydınlatmış yönlendirmiştir. Bana, özel sektörde çalışma üzere verdiği nasihatleri hep aklımda tutarım ve başarılı olmamda önemli bir faktör olmuştur.

-Öğrencilik hayatınızda sosyal hayatınız nasıldı? Dersleriniz üzerine çok yönelir miydiniz? Üyesi olduğunuz topluluklar ya da gruplar var mıydı?

Öğrencilik hayatımda haraketli bir sosyal yaşantım oldu. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın cumartesi günkü konserlerini kaçırmamaya çalışırdım. Sayısız tiyatro oyununa gitmişimdir. Ama bir halk oyunları ekibine ya da bir satranç kulübüne üye olmadığım için pişmanlık duyarım. Sanırım ODTÜ’de iken yaptığım en şanslı seçeneklerden biri 3 sene süre ile Mimarlık bölümünde Jale Erzen Hanım’dan fotoğrafçılık dersi almış olmamdır. Bu ders sayesinde Ankara’da asla gitmeyeceğim bölgeler gezmiş oldum, sanat ve fotoğrafçılık konusunda düşünme ve okuma fırsatım oldu.

Mühendisler genellikle tek boyutlu olmakla suçlanır. Sanattan zevk almayı öğrenmek ve okumak ayrıca bir amaç olmalı genç mühendis arkadaşlarımız için. Bir mühendis kendini geliştirmekle yükümlüdür. Genel kültür insanın hayatında karşılaştığı ve bulunduğu sayısız sosyal ortamda seçilmesine ve fark edilmesine yardım eder.

-MBA masterı yapmaktaki amacınız ya da hedefiniz ne idi?

İnşaatçılığın ekonomik ve finans yanı, okuldaki derslerden itibaren çok ilgilimi çekti. MBA ile inşaat mühendisliğinin iyi bir sentezinin meslek yaşantımda yararlı olacağını öngördüm. Meslek hayatımda da aldığım MBA derecesinin çok faydasını gördüm ve görmeye devam ediyorum.

-ODTÜ’nün size neler kazandırdığını ya da kaybettirdiğini düşünüyorsunuz?

Bence ODTÜ dünyadaki diğer üniversitelerle rekabet edecek düzeyde mühendis yetiştiriyor. Ben ODTÜ’de aldığım eğitimin faydasını ve beni seçkin kıldığı meslek hayatımda hep gözlemledim. O yüzden eğitmenlerimize teşekkürü bir borç bilirim.

ODTÜ öğrencileri her anlamda hayata hazırlıyor. Eğer derslerinizin hakkını verirseniz hiç pişman olmayacaksınız eminim.

-Türkiye’de inşaat sektöründe gördüğünüz eksiklikler?

Türkiye inşaat sektöründeki eksikleri bilecek kadara Türkiye’ye yakın değilim. Ama bu konuda yapabileceğim tek yorum şu. Amerika’da mühendislik eğitimi bitince 8 saatlik bir FE (Fundamentals of Engineering) ve eğer profesyonel bir mühendis olmak istiyorsanız 8 saatlik PE (Professional Engineering) sınavını geçmeniz gerekmektedir. Bu sınavları geçmeseniz bile mühendislik yapabilirsiniz ama dizayn yapıp altına imza atamazsınız. Ben Türkiye’de de buna benzer bir toparlayıcı bir sınav koyulması yerinde olur diye düşünüyorum. Ben FE sınavını geçtiğimde 4 senede öğrendiğim mühendislik bilgileri o kadar tazeydi ki bu insanın kendine güveninin artması konusunda ciddi bir farklılık yaratıyor.

-ODTÜ mezunu olmanın iş hayatınızda yarattığı farklar veya ayrıcalıklar var mı?

ODTÜ bize dirençli ve sabırlı olmayı öğretiyor. Problemlerden korkmamayı, üstüne üstüne gitmeyi, problem çözülene kadar çözümün peşini bırakmamayı öğretiyor.

ODTÜ de bazen bir öğrencinin moralinin bozacak aksilikler olabiliyor. Mesela hem sabah hem öğlen bir midterm koyulabiliyor. Bu tip sıkıntılar aslında insanın hayatında hep rastlayacağı şeyle. Bu tip problemlere gülüp geçmeyi ve katlanmayı öğrenmek aslında insanı hayata hazırladığını, sonraki yıllarda öğrendim.

-Yeni mezun olmuş kimselerde gördüğünüz eksiklikler ya da fazlalar nelerdir?

İş hayatında başarılı olmanın en önemli kurallarında birisi insanın mesleki bilgisinin mükemmelliğinden daha çok, kişinin diğerleri ile nasıl uyum içinde çalıştığıdır ve kişinin problemlere nasıl tavırla yaklaştığıdır.

Karşılaştığınız problemlere bir sıkıntı ya da bir yük gözüyle bakmak yerine bir fırsat gözüyle bakmalısınız. Unutmayın ki problem yoksa, onu çözmeyi gerektiren işiniz de olmaz. Bu maalesef okulda öğrenilen bir özellik değil. Ben Türkiye’de insanlarla mutlu ya da pozitif olmanın erdemlerinden yeterince bahsedilmediğini düşünüyorum. Çalışmaya başladığınız şirkette hep pozitif bir güç olun ve gördüğünüz yanlışlıkların çözümü ya da iyileştirilmesi için çaba sarf edin. Yanlışların hemen bir günde giderilemeyeceğinin bilincinde olun ve bir maratonun azmi ile değişiklikler için çaba sarf edin.

Röportaj için çok teşekkür ederim.

 

 

Hazırlayan: Semih GÖNEN

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı giriniz