Danimarka’nın Kopenhag şehri sakinleri ucuz yerleşim yerlerine ihtiyaç duyarken, İsveç’in Malmö şehri sakinleri daha fazla iş imkânı aramaktaydı. Ancak aralarında bulunan 16 kilometre genişliğindeki Öresund Boğazı yüzünden birliktelik gerçekleşemiyordu. Daha önce de iki ülke anlaşma yapmaya çalışsa da gerek ekonomik nedenler gerek çevresel nedenlerden dolayı bu anlaşma gerçekleşememişti. 80’li yıllarda bölgede yaşanan ekonomik gelişmeler sayesinde 1991 yılında iki ülke hükumeti yeni anlaşmayı imzaladı. OMEGA Centre raporuna göre köprünün birincil yapılış amaçları:

  • Hamburg’dan Oslo’ya Kuzey Avrupa ulaşım ağlarını geliştirmek,
  • Öresund bölgesinin gelişimine destek olmak,
  • Yoğunlaşan küreselleşme sürecini ve İsveç’in Avrupa Birliği üyelik başvurusunu karşılamak,
  • Bölgede ekonomik zorluklar yaşayan, bölgenin en büyük iki şehrini birbirine bağlamak,
  • Bölgedeki ana hava ulaşım merkezine ulaşımı geliştirmek.

Hochtief, Skanska, Højgaard & Schultz ve Monberg & Thorsen’in oluşturduğu Öresund Köprüsü Konsorsiyumu (Öresundbro Konsortiet) ile inşaat 1995 yılında başladı ve 14 Ağustos 1999 yılında tamamlandı. Danimarka Kraliyet Ailesi Prensi Frederik ve İsveç Kraliyet Ailesi Prensesi Victoria köprünün yapılışını kutlamak amacıyla köprünün ortasında buluştular.

Boğazın Danimarka kıyısında Kastrup Havalimanı bulunuyor. Bu yüzden yüksek kulelere sahip bir köprü yapmak hava ulaşımını tehlikeye sokuyor. Eğer alçak bir köprü yapılacak olursa da bölgedeki deniz trafiği tıkanacaktı. Bir kıyıdan diğer kıyıya tünel yapmaksa oldukça masraflıydı. Bulunan çözüm ise belli bir yere kadar köprü inşa etmek, havaalanı yakınlarında tünelle devam etmekti. Bir köprü ve bir tüneli bir araya getirmek için denizin ortasında karaya ihtiyaç vardı ancak bu ihtiyacı karşılayacak uygun kara parçası yoktu. Bunun için bir dolgu ada olan Pepperholm(Biber Adası)’ü inşa ettiler. Bu 4 kilometrelik ada, boğazın ortasında tünel ve köprünün birleşmesi için uygun koşulları sağlıyordu. Yapılacak köprünün bacak genişliği çok uzun olması ve üzerinden tren ve araç geçeceği için köprünün kemerli ya da asma köprü yerine kablolu köprü olmasına karar verildi.

Tüm bunların sonunda elde edilen sadece bir köprü ve tünel değildi. Bu projeyle birlikte dünyanın en büyük çift katlı köprüsü, dünyanın en uzun çift bacaklı köprü kuleleri ve dünyanın en uzun deniz altı tünellerinden biri unvanı da Öresund köprüsü ve tüneline gidiyor. Köprü payandaları ve yapay ada bölgedeki ekolojik çeşitliliğe katkıda bulunuyor ve pek çok canlı türüne ev sahipliği yapıyor.

Şafak Türkeli

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı giriniz