O İŞ ERKEK İŞİ DEĞİL

0
792

Güncel tanımıyla mühendis, insanlığın her türlü ihtiyacını karşılamak üzerine çalışan, teknik ve sosyal alanlarda uzmanlaşmış, belli bir eğitimi tamamlamış kişilere verilen isim. İnşaat mühendisliği ise yapıların plan, proje, yapım ve denetlemesiyle uğraşan, oldukça geniş bir temel mühendislik branşına işaret eder. Peki, neden mühendis oluruz? Gündelik hayatta karşımıza çıkan problemleri çözme ve dünyayı anlama isteğimiz bir sebep sayılabilir. Yetişirken rol modeli aldığımız kişiler bir sebep sayılabilir. Yükseköğretim sınavında elde edilen puan ve tercihler bir sebep sayılabilir. Benim durumumda, bu üç sebep de etkili oldu.

Yükseköğretim Kurumu’nun verilerine göre, 2018 yılında ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü’ne yerleşen öğrencilerin yalnıza %13.5’ini kadın öğrenciler oluşturuyor. İlerleyen iki yılda bu oran az da olsa artarak %19.5’e yükselmiş. Bölüme yerleştikten sonra mutsuz ve umutsuz hissederek başka departmanlara yönelen kadın öğrencilerle ilgili bir istatiğe ulaşıp eklemeyi çok isterdim, zira YÖK’ün paylaştığı sayılardan daha azının eğitimine bölümümüzde devam ettiğini üzülerek gözlemliyorum. Güncel ülke nüfusunun yarısını kadınların oluşturduğunu da düşünürsek, en iyi haliyle, beş inşaat mühendisliği öğrencisinden sadece birinin kadın olması üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.

Karakaya ve arkadaşları(2018) tarafından yapılan araştırma ortaokul öğrencilerinin fen, teknoloji, mühendislik ve matematik(STEM) alanlarında akademik başarı ve kariyer ilgilerini araştırıyor ve ortaya çarpıcı sonuçlar çıkıyor. OECD ülkeleri ile Türkiye’deki öğrencilerin genel başarı ortalamaları ve PISA sonuçları karşılaştırıldığına, OECD ülkelerinin aksine Türkiye’deki kız çocuklarının erkek çocuklarından daha yüksek ortalamalara ve PISA sonuçlarına sahip olduğunu görüyoruz. Benzer şekilde, Knezek ve arkadaşları(2011) tarafından yapılan araştırma, kız öğrencilerin erkek öğrencilere kıyasla STEM alanlarında daha yüksek kazanımlara sahip olduğunu, erkek öğrencilerinse STEM alanlarında kariyer yapma oranlarının daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.

Çocukluktan itibaren ellerine verilen oyuncaklarla, yetiştikleri kültürün cinsiyet rolleriyle ve yanlış yönlendirmeyle bilim ve mühendisliğin dışına itilen kadınlar, nasıl oluyor da her şeye rağmen ilgili ve başarılı oldukları bu alanlarda kariyer yapmaktan uzaklaşabiliyor? Sihirli bir değneğin buna sebep olmadığını biliyoruz. Sorunun temel kaynağı “O iş erkek işi değil mi?”, “O bölümde okuyabilecek misin? Mezun olsan ne yapacaksın?” gibi heves kırıcı, destek vermekten uzak konuşmalar; mesleki başarının önünü yalnızca cinsiyeti gerekçe göstererek kesen profesyoneller; toplumun kadına yüklediği “evde oturup ailesiyle ilgilenen birey rolü” gibi çeşitli, yerleşmiş kalıplar.

Geleceğin mühendis ve yöneticileri olarak, önceliğimiz liyakat ve tecrübe temellerine dayanan, eskimiş ve içi boş kalıplardan kurtulmuş bir sistem inşaa etmek olmalı. Kadınların da erkekler kadar görünür ve önünün açık olduğu, eşit fırsatlara sahip olduğu bir zemin ancak ve ancak bu kalıpların ortadan kalkmasıyla mümkün. Mühendislikte başarının cinsiyetlerden bağımsız olduğunu gördüğümüz, herkes için ve herkese kapıları açık bir sektörde, adil şartlarda yarışmamız umuduyla…8 Mart’ımız kutlu olsun.

IACES ODTÜ Yönetim Kurulu Başkanı Berfu Baran

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here