Ülkemizin önde gelen mimarlarından, on beş yıldır BIM(Building Information Modelling) ile uğraşan ve alanında dünya standartlarını yakalamış bir uzman, Red Hot BIM şirketinin kurucusu Mehmet Polat Diker, 1 Aralık’ta konunun meraklılarıyla Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde buluştu. Verdiği seminerde Türkiye’deki genç mühendis ve mimarların BIM konusunda eğitim alması ve uzmanlaşması için çeşitli seminer ve eğitimler verdiğinden bahseden Diker ile röportaj yapma imkanı bulduk.

Berfu Baran: Kısaca okul hayatınızdan bahsedebilir misiniz?

Mehmet Polat Diker: Okul hayatım mücadeleyle geçti. Çünkü o zamanlar CAD gibi yazılımlara karşıydılar. Bir de okul devam ederken iş hayatına girdim. Uzunca süre boşladım okulu. Sonra geri dönüp diplomamı aldım. İş hayatı da devam etti bir yandan.

B: Hangi üniversiteden mezunsunuz?

M: İstanbul Teknik Üniversitesi. www.taskisla.com bana ait, İTÜ Taşkışla Kampüsü’nden geliyor ismi. Önemli bir bina, tarihi… Yakın zamanda restore edildi.

B: Restorasyondan bahsetmişken; BIM kullanılmadan inşa edilmiş bir yapıyı restore etmek istesek, BIM’den faydalanabilir miyiz?

M: Aslında, var olanı anlamak için -BIM olmasa da- pek çok araç kullanıyoruz. Örneğin lazer taraması burada çok faydalı olabilir. Çözüm elbette projeden projeye değişecektir. Bana kalırsa, imalat yapılacak her yerde modelleme kullanılmalı. Ama basit rötuşlar için başka bir formül kullanılabilir, bildiğimiz yazılımlardan farklı bir ara yol bulunabilir. Misal, bir rafineri var. Otuz yıldır bir sürü inşaat yapılmış. Hatlar geçmiş, vesaire… Temel için kazıyorlar, başka bir temel çıkıyor alttan. O kadar çok hat var ki. Ve bu hatları durdurmak mümkün değil; çünkü her durduğunda milyon dolarlar kaybediyorsun. Ortada bir process var ve sen bir hattı durdurduğunda tanklardaki mal bozuluyor, çöpe gidiyor. Bu yerlerde lazer taraması kullanılarak, çok akıllı olmayan modeller üretilebiliyor. Amaç sadece benim yapacağım hat oradan geçer mi geçmez mi, bunu öğrenmek. Dolayısıyla, restorasyonda da böyle akılcı çözümler bulunabilir. Neden olmasın? Ama dediğim gibi, biz optimumu yakalamaya çalışıyoruz. O nedenle projeden projeye değişir.

İsmet Hakan Leylek: BIM’le nasıl tanıştınız?

M: Podcast’ler, yayınlar, BIM üzerine konuşmalar ve yazılar ilgimi çekiyordu. Ben endüstrinin en altından gelip yükseldim. Sabahtan akşama çizim yaptığımı biliyorum, o zaman ‘ya bunun daha akılcı bir yöntemi olmalı’yı düşünüyorsun, bir şeyler denemen gerekiyor. Üç boyutlu AutoCAD dosyaları yapardım, onları bloklar haline getirmeye çalışırdım ki o zaman çok akıllı bloklar da yoktu. Deniyordum yani. Sonra daha object oriented programlar çıktı tabi. Ama konsept hep aynıydı. Mesleki olarak daha iyiyi ararken tanıştım BIM’le.

İ: BIM Türkiye’de yeni yeni tanınıyor, değeri henüz anlaşılmamış bir sistem…

M: Bu laf çok tehlikeli bir laf. Türkiye’de şu olmuyor, bu olmuyor… Sen Türkiye’nin insanı mısın sadece, yoksa dünya insanı mısın? Mühendisliğe bakış açın Türkiye’de yapılan kadar mühendislik yapmak mı? Hedefin bu mu? Mimar Sinan’ın hedefi bu muydu mesela, “Osmanlı’da da bu kadar cami yapılır”. Roma eserlerine neden baktı; o köprüleri, hamamları neden inceledi? Bu bir bakış açısıdır. Tehlikeli bir laf… Bu zehir, endüstrinin içerisinde olan bir zehir. Ben bu zehir size aşılanmadan sizlere ulaşıp konuşmaya çalışıyorum. Bu işi on beş seneden fazla zamandır yapıyorum, birçok İngiliz’i Amerikan’ı da cebimden çıkartırım.

İ: Eğitim sürecine oturtulamaması hakkında ne düşünüyorsunuz?

M: O da başka bir sıkıntıdır. Bunları başka ülkeler de yaşıyor. Eğitim sisteminin çağa ayak uyduramadığı dönemler oluyor, optimizasyon gerekiyor. Bu benim konumun dışında bir konu, fakat bilimsel bakmaktan kaçmamamız gerekiyor. Her konuya duygusal, hamasi bakmaktan ziyade; ‘Türkiye’de şu olmaz, bu yapılmaz’ tartışmasından da öte objektif yaklaşmak lazım. Sorunu anlamaya çalışırsın, kaynağına bakarsın. Bir hedef koyarsın; kısa vadede olur, uzun vadede olur… Sonra o hedefi takip edersin. Mimarlarda bu mesela yaşandı. Amerika’da üç-dört sene önce böyle bir tartışma oldu. Cuma günü bir proje veriyor hoca, pazartesiye yetişmesi lazım. Ve bütün hafta sonu çalışırsan ancak yetişecek. Mimaride çok olur bu. Sabahlaman gerekir. Buradan şuna vardılar: Mimara daha okulda ‘senin zamanın değersiz bir şey’ fikri aşılanıyor. Bunu bir doktora yapamıyorsun Amerika’da. Mail atmak istesen $50-100 çıkar cebinden. Avukat da aynı şekilde. Mimarın, mühendisin böyle seçeneği yok. Hatta bazen işi almak için projeyi önceden çizip veriyorsun, para falan beklemeden. Amerika bu sorunu keşfetti kendinde. Çözmek için çabalıyorlar şimdi. Sorunlar dünyanın her yerinde var, çözüm üretecek olanlar da sizlersiniz. Senin kafan California’daki birinden daha az çalışmıyor ki!

İ: BIM programların birleşiminden oluşan bir sistem midir?

M: Hayır hayır, bunu söylemedim hiç. BIM, modelleme metodolojisi ile çalışmaktır. Gerçek hayatta olanları anlamak ya da olabilecekleri öngörmek için bir çalışma yapıyoruz. Sen mühendis olarak yaptığın şeyi bana yolluyorsun. Benim de üzerimde baskı var, proje yetiştireceğim. Senin son yolladığına bakmıyorum bile! Çünkü yetiştirmem lazım. Sen kolonu değiştirdin, şunu yaptın, bunu yaptın… Bakmıyorum. Sonra sen sahaya başka bir şey atıyorsun, ben başka. Bu sefer herkes kendini korumak istiyor; sorun çıkınca mimar mühendisi, mühendis mimarı suçluyor. Biz bunu çözüyoruz. Ortak bir model üstünde çalışalım, hepimiz bilgimizi ona aktaralım, oradan ilerleyelim. Kolay bir iş değil. Lafta çok kolay; fakat hâlâ yasal yükümlülükler var, şirketinin kâr etmesi gerekiyor, adam-saat kavramlarımız farklı, vesaire. Yine de, bir adım ilerideki, bir adım geridekinden hep daha iyi.

B: Son olarak, Dynamo’yu yaygınlaştırmak istediğinizi söylediniz. Bu konuda çalışma yürütüyor musunuz?

M: Yaygınlaştırmak değil, Dynamo’yu bilen kişi sayısını arttırmak istiyorum. Aslına bakarsan, bu benim kâr amacı gütmeden yaptığım bir çalışma. Gençler organize olabilirlerse, ben elimden geldiği kadar vaktimi ayırıp bu işi yürütmek istiyorum. Çünkü bu benim için memleket meselesidir. Bu kadar ciddi bir konu… O yüzden elimden gelen desteği vermeye çalışıyorum. Fakat benim kullanıcı grubu oluşturup, mail trafiği yürütmem mümkün değil. O yüzden kim nerede bunu organize ederse, ben vakit ayırıyorum. Şimdiye kadar iki üniversiteden geldiler, gelen olursa yine destek veririm.

 

Mehmet Polat Diker’e üyelerimize vakit ayırdığı ve bizi bilgilendirdiği için teşekkür ediyoruz. Yetişen nesle örnek olması temennisiyle…

Röportaj & Düzenleme

Berfu Baran

İsmet Hakan Leylek

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı giriniz