Mehmet Koray Pekeriçli Röportajı- CESummit’19

0
597

CESummit’20’ye sayılı günler kala, tüm çalışmalarımız son hızıyla devam ederken eski arşivlerimizi açıyoruz. Geçen seneye geri dönüp eski anıları hatırlıyor, CESummit’19 yolculuğumuzda bizimle beraber olan bir diğer saygı değer hocamız Mehmet Koray Pekeriçli’nin tavsiyelerine kulak veriyoruz. Kendisine de buradan hem etkinliğimize hem de KariyerCE’ye ayırdığı vakit için tekrar teşekkür ediyoruz.

Melis Sayın: Hoş geldiniz, öncelikle CESummit’19 da yapmış olduğunuz başarılı sunum için tebrik ediyoruz. Konuşmanızı dinleme fırsatı bulamayan okuyucularımız için kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

Mehmet Koray Pekeriçli: Ben Mehmet Koray Pekeriçli, mimarım. Yüksek lisans ve doktoramı yapım yönetimi konusunda yaptım. ODTÜ mimarlık bölümünden mezunum. Uzun yıllar yurt dışında akademisyen olarak görev yaptım ve şu anda ODTÜ mimarlık bölümde doktora öğretim görevlisi olarak yer alıyorum. 

Melis Sayın: Peki bu sektöre yönelmeye nasıl karar verdiniz? Sadece okulun getirisi miydi yoksa sizi yönlendiren bir tecrübeniz oldu mu? 

Mehmet Koray Pekeriçli: Yani mimarlık bölümünü neden seçtin diye sorarsanız, aslında çok küçük yaştan beri çizmeyi severdim, görsel sanatlara ilgim fazlaydı. ODTÜ’de okumayı da çok istiyordum. Biraz da şansın yardımıyla bölüme girmiş oldum. Ama sonrasında öğrenci iken mimarlık alanından yapı alanına kaymak bana daha ilginç geldi. Yapı alanı derken, salt mimari tasarım veya tasarım teorisi değil de mimarlığın daha bina fiziği ile, yapıyla ilgili alanları ilginç gelmeye başladı. Çünkü bu alanlar bana daha objektif geliyor. İşin içine çok daha farklı bakış açıları girebiliyor. Elektronik, bilgisayar mühendisliği, çeşitli temel bilimler işin içine girebiliyor. Ve öğrenciyken birkaç staj ve şantiye deneyimi ile birlikte yapım yönetimi alanına denk geldim. Türkiye’de de bu alanda aslında çok büyük bir ilerleme potansiyeli olduğunu gördüm. Yani teorik ve pratiğin bir araya gelmesini sağlayabilirsek bazı işlerin çok daha iyi çözümlenebileceğini gördüm. Ülke olarak çok daha ileri seviyelere gidebileceğimizi fark ettim. O zaman da artık mezun olmak üzereydim ve yapım yönetimi alanında çalışmaya karar verdim. Master ve doktoramı yurt dışında iki farklı üniversitede tamamladım ve aslında bu iki üniversitede de uzun yıllar çalıştım. Toplamda dokuz on senemi yurt dışında geçirdim ve bundan çok büyük tecrübeler, deneyimler elde ettim. Sonuçta da Türkiye’ye dönüp aslında bunları aktarmak için fırsat kollamaya başladım. 

Melis Sayın: o zaman konunun hemen üzerine şu soruyu sorayım, bölümden veya dışarıdan herkesin bilmesinde yarar gördüğünüz bir iş tecrübeniz var mı?

Mehmet Koray Pekeriçli: Bir kere şantiyedeki, arazideki deneyimlerin çok büyük etkisi var. Bu bağlamda benim yaptığım çeşitli stajlar oldu ve hemen mezun olduktan sonra da bir şantiye tecrübesi edindim. Bunlar aslında kısa süreli deneyimlerdi ama kısa süreli olmalarının da şöyle avantajları var; çok fazla işin içerisine girip, o işin bir parçası olunca artık sorunları göremez duruma geliyorsunuz. O yüzden bir şeyi dışarıdan gözlemleyebilmeniz; iki ay, üç ay, bir yıl gibi kısa bir zaman dilimini gözlemleyerek, notlar alarak geçirmeniz çok daha verimli oluyor. Bu tip deneyimlerin çok faydalı olacağını düşünüyorum açıkçası. Çünkü salt teori, kuramsal çalışma ile bir alanda bilgi sahibi olmak çok kolay değil. Bir diğer bakış açısı da şu olabilir: teorik bilgi üzerinde çalışırken bunları sınamak için yine arazideki, gerçek işi yapan insanlarla bir araya gelmenin, onlara doğru soruları sormanın da çok büyük faydası var. Bu size düşündüklerinizi sınama, alternatif bakış açıları bulma fırsatı verir. Yani sadece teorikle çalışsanız bile sahayla iletişiminiz mutlaka sürmeli. 

Melis Sayın: Peki, şu anda hala öğrenci olanlara veya yeni mezunlara neler tavsiye edebilirsiniz? Örneğin sizce sektörde gelecekte hangi alanlar öne çıkacak?

Mehmet Koray Pekeriçli: Bu da aslında çok önemi ve iyi bir soru. Ben ayrıca mimarlık bölümünde bir arkadaşımla birlikte meslek pratiği dersini veriyorum. Meslek pratiği dersinde artık dördüncü sınıfa gelmiş öğrencilere son dönemlerinde bir nevi meslek hayatlarına hazırlanmaları için bazı bilgiler veriyoruz. Ve gözlemlerimizi, deneyimlerimizi anlatıyoruz. Bu noktada da onlara hep şunu anlatırız. Örneğin bir mimarlık öğrencisi okul hayatı boyunca çok önem vererek yaptığı mimarı tasarım projelerinde, mezun olduğunda bir serbest çalışan veya bir ofiste çalışan ve sadece tasarımla uğraşan bir mimar olacağı hayaliyle çalışır. Yani bir mimarlık öğrencisi mezun olduğu zaman kendisi için tek iş kapısının bir mimarı tasarım ofisinde çalışmak olduğunu düşünür. Biz bu algıyı kırmak istiyoruz. Benim tavsiyem ise, öğrencilerin kendi meslekleri ile ilgili eğer bu tür algıları varsa, örneğin bir inşaat mühendisliği öğrencisi eğer inşaat mühendisliğinin yapabileceği işler arasında çok kısıtlı bir alanı kendisi için bir gelecek seçeneği olarak görüyorsa, bunu bir daha düşünmeli. Çünkü artık iki durum var. Artık her sene her bölümden ülke çapındaki mezun sayısı katlanarak artıyor. Onlarca yeni üniversite açılıyor. Ve biz ülke olarak mezun patlaması yaşanan bir döneme girdik. Ayrıca Türkiye için şöyle de bir durum var, hem mimarlık hem mühendislikler için diplomanız çalışmak için yeterli bir lisans anlamına geliyor. Yani siz sadece diploma alarak çalışma hakkını kazanıyorsunuz. Ama başka ülkelerde durum böyle değil. Örneğin İngiltere’de mimar imza yetkisine sahip olmak için beş yıldan fazla okumanız, üç beş yıl arasında bir deneyim kazanmanız ve sonrasında sınavlara girip portföyünüzü sunmanız gerekiyor. Bu da aslında bir sorun. Çünkü bu böyle olduğu zaman da bizim karşımıza çok ciddi bir profesyonel enflasyonu problemi çıkıyor. İşte bu noktada ben öğrencilerin önlerindeki tek çıkar yolun aslında iş alanlarını iyi görüp, hedeflemelerini ve bu hedefler için kendilerine lazım olacak gerekli alt yapıyı oluşturmaları olduğunu düşünüyorum. Yani ben şu okuldan mezunum ve diplomaya sahibim demenin onların gerçekten bir yere yerleşmeleri için yeterli olmadığını görüyoruz. O yüzden öğrenciler kendilerine bir alan seçmeli ve bu hedef için çalışmalılar. Bu örneğin sürdürülebilirlik olabilir, az önce dediğim gibi yapı bilgi modelleme olabilir, rüzgar enerjisi olabilir, doğal afetlere dayanıklı yapıların tasarlanması olabilir. Ya da örneğin bizim bu sektör içerinde hala inovasyon anlamında açıklarımız ve eksiklerimiz var. Bu anlamda neler yapılabileceği nasıl ilerlenebileceği olabilir. Ben hala bir inşaat mühendisinin endüstri ürünleri tasarımı bölümüyle veya bir mimarın makine mühendisliği ile bir ilişki kurabileceğini düşünüyorum. Ve bu farklı kombinasyonlarla insanların kendilerini daha ayrıcalıklı pozisyonlara getirebileceklerine inanıyorum. 

Melis Sayın: Peki son sorumuza geçerken biraz da etkinliğimizden bahsedelim, memnun kaldınız mı, gelecek senelerde kendimizi geliştirebileceğimiz eksik gördüğünüz noktalarımız var mı?

Mehmet Koray Pekeriçli: Bence çok güzel bir etkinlik oluyor. Kalabalık gerçekten çok iyiydi, çok hoşuma gitti. Organizasyonunuz gerçekten çok iyi. Elini işin altına sokan iyi bir ekibiniz var, bu da çok önemli. Ama mimarlık bölümlerinden katılım çok azdı, keşke daha fazla öğrenciye ulaşabilseydik. Buna üzüldüm açıkçası. Belki ODTÜ Mimarlık Topluluğu ile iletişime geçebilirsiniz, size bu konuda yardımcı olabilirler. Onun dışında belki görüntüleri canlı olarak yayınlayarak veya kaydedip daha sonra paylaşarak katılamayan daha fazla insana ulaşılabilirsiniz. Ama onun dışında gerçekten çok güzeldi.

Melis Sayın: Çok teşekkür ederiz güzel geri dönüşleriniz ve bize vakit ayırıp katıldığınız için.

Melis SAYIN

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here