İZMİR TARİHİ ASANSÖRÜ

0
294

İzmir’in mühim simgelerinden biri olan Tarihi Asansör, estetik yapısı ile kent kimliği açısından büyük bir önem taşımakla birlikte yapılışının ardında kendisi gibi naif bir hikaye barındırıyor.Sahil şeridindeki Mithatpaşa Caddesi’nde ikamet eden Nesim Levi (Bayrakoğlu), kendi oturduğu bölgeden 56 metre kot farklı Halil Rıfat Paşa Caddesi’nde yaşayan Devidas Ailesi ile yakın dosttu. Bu iki yerleşim yeri arasındaki ulaşım 155 basamaklı Müslüman nüfüsun tabiriyle “Karataş Merdiveni”, Yahudilerin söylemiyle “Devidasların Merdiveni” ile sağlanmaktaydı. Bu kadar yüksek ve dik merdivenleri kullanmak her zaman için güvenli olmadığı gibi ulaşım açısından büyük bir zorluktu. Günlerden bir gün Devidas ailesinin babası merdivenlerde düştü ve ayağını kırdı. Vilayet İdare Meclisi Üyesi ve Bayraklı mağazalarının sahibi olan, üç evini de Karataş Hastanesi’nin yapımı için bağışlayan Nesim Levi, duruma çok üzülerek ulaşım kolaylığı sağlayabilecek bir fikir üzerine düşünmeye başladı. Avrupa’ya sık sık giden Levi, daha önce karşısına çıkan asansörlere benzer bir asansörü İzmir’de de önceden taş ocakları bulunan bu bölgede var etmeye karar vererek inşaatı başlattı. Fransa ve İtalya’da gelen mühendislerin planıyla 1907’de tamamlanan asansör, Portekiz’de Santa Justa Asansörü (1902), İşviçre’deki Hammetschwans Asansörü (1905),  Brezilya’daki Lacerda Asansörü (1873) ile benzer özellikler taşıyordu. İnce düşünülmüş ve kullanışlı bu yapı, kentsel dikey erişimi sağlamak için önemli bir noktadaydı.Dikdörtgen planlı, aşağıdan yukarıya kademe kademe daralan asansörün temeli taş, üst kısımları Marsilya’dan getirilmiş tuğlalardan inşa edildi. Her tuğla bölümü tuğla silmelerle belirtildi. İkinci ve üçüncü bölümde giriş cephesine bakan 4, en üst bölümde ise 2 pencere yer alıyordu. Dönemin motiflerini barındıran dökme demir korkuluklarla etrafı bezenmiş terasa 1990’larda ahşap seyir çıkması eklendi. Teras altındaki bölüm ise 11 pencere ile körfeze dönüktü. Yapının içine girildiğinde hemen karşıda bulunan iki asansörün bir yanında personel odası diğer yanında ise önceden hidrolik kazan dairesi, üst çıkışta ise makine dairesi bulunuyordu.

Çift kabinli olarak inşa edilen ve başlangıçta buhar gücü ile çalışan yatay silindirli hidrolik asansör uzun yıllar bu şekilde kullanıma devam etti. 1942 yılına kadar geliri Karataş Musevi Hastanesi’nin giderlerini karşılamak üzere kullanıldı, satılmasıyla artık Şerif Remzi Reyen’e aitti. Reyent’in vefatından sonra Tarihi Asansör yeğeni Ayla Ökmen’e kaldı. Bir süre kullanıma kapanan asanör, Ökmen tarafından 1983 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağışlandı. 1985 yılında buhar makinesinin yerini elektrikli motorların almasıyla piston pompası yapıdan çıkartıldı. 1992 senesinde ikinci defa yapılan büyük bir restorasyonun ardından tekrar kullanıma ve kent turizmine açıldı.

Asansöre ulaşım halk arasında Asansör Çıkmazı diye bilinen resmi adıyla Dario Moreno Sokağı ile sağlanmakta. Dario Moreno ve İzmir şarkılarını kısa süreli de olsa asansör seyahati boyunca keyifle dinlemek mümkün. İzmir’in 113 senedir ayakta duran en önemli yapılarından biri olan asansör; eşi benzeri olmayan kuşbakışı İzmir manzaralı restoran, kafe ve bar olarak kent turizmine hizmet etmeye devam ediyor. İki cadde arasında ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla inşa edilen asansör Türkiye’de bu amaçla yapılan tek örnek, dünya üzerinde ise sayılı örneklerden biri olma özelliğini hâlâ koruyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here