İSTANBUL DEPREME NE KADAR HAZIR?

0
144

Hepimiz biliyoruz ki bir deprem ülkesinde yaşıyoruz. Türkiye topraklarının %96’sı çeşitli deprem bölgeleri üzerinde yer alıyor. Buna karşın yapılaşmada ve toplumumuzda deprem bilinci hala oluşmuş değil. 17 Ağustos 1999 gecesinden itibaren hayatımızın önemli başlıklarından olan deprem ile ilgili çalışmalar zaman zaman hızlanıyor ancak bu çalışmalar uzmanlara göre hala yetersiz. Yine aynı gece hayatımızda yer edinen başka bir şey ise “deprem değil, ihmal öldürür” sözü oldu. Resmî belgelere göre Gölcük depreminde 18 bin 373 kişi vefat etti, 23 bin 781 kişi yaralandı, 505 kişi sakat kaldı. Yine bu depremde 285 bin 211 konut ve 42 bin 902 işyeri de hasar gördü. Oluşan kayıpların en büyük sebeplerini yapılan ihmaller oluşturdu.

 

Gölcük depreminin konumu ve büyüklüğü bizlere oluşması muhtemel İstanbul depremi için de haberci oldu. Bu deprem sonrasında İstanbul için 493 toplanma ve çadır kurma alanı belirlendi ancak geçen süre zarfında bu alanların 4’te 3’ü imara açıldı; çoğu AVM ve gökdelenlere dönüştürüldü. Deprem önlemleri arasında en önemli olanı kesinlikle kentsel dönüşüm çalışmalarıdır. İstanbul’da 1064’ü okul binası, 54’ü hastane olmak üzere 1292* kamu binası güçlendirildi ya da yenilendi. 2011 Van depremi sonrasında daha da hızlanan kentsel dönüşüm çalışmaları ise maalesef birer rant alanına dönüştürüldü. Bu bağlamda kentlerin önce ranta açık bölgeleri kentsel dönüşüme girdi. İstanbul’a bakıldığında; Kadıköy’de yenileme çalışmaları varken Merter’de hiçbir çalışma yürütülmemektedir. Benzer şekilde kamunun yapı denetiminde şehirlerin belirli bölgelerinin yenilenmesi haricinde yetersiz kalması ve sonuçta bu işin özel sektör tarafından yürütülmesi de başka bir rant konusu haline geldi. Bu sayede zaten olması gereken kentsel dönüşüm programından farklı bir şekilde yürütülen çalışmalar, tamamen birer rant sahası haline dönüştü ve halka yarar sağlamayacak şekilde sürdürülmeye başlandı.

Kadıköy, Fikirtepe

 

 

 

 

 

 

 

 

Yık-yap şeklinde devam eden kentsel dönüşüm çalışmaları afet sonrasında azami seviyede ihtiyaç duyulan afet toplanma ve çadır kurma alanlarını, binaların acil durum tahliye planlarını ve ayrıca deprem anında açık kalması gereken yolları yok ederek devam etmekte. Ülkemizde 4-5 yılda bir değişen deprem yönetmelikleri, çok kıymetli olmasına rağmen hala yürürlükte olmayan yüksek bina yönetmeliği ve imar barışı ile ruhsat sahibi olan kaçak, denetimsiz ve depreme dayanıksız olan binalar depreme olan hazırlığımızı sorgulatmaktadır.

Deprem öncesi önlemlere ek olarak deprem sonrası çalışmalara baktığımızda da yetersizliklere şahit oluyoruz. Depremden sonra yaşanacak 72 saatlik süreç en az deprem öncesinde alınacak tedbirler kadar önemlidir. Depremzedelerin, depremden sonra 3 gün kendilerine yardım gelmeyeceğinin bilincinde olması ve 3 gün kendilerine yetebilmeleri gereklidir. Bunun için deprem toplanma alanlarına 3 gün yetecek miktarda yiyecek, su ve kurtarma ekipmanlarının konuşlandırılması gerekmekte. Ancak maalesef bu ihtiyaç için de devlet kurumları ve belediyeler tarafından yeterli çalışmalar yapılmamakta. Kişi başına en az 1,5 metrekare olması gereken toplanma alanlarında sadece tabelaların kalmasının da afet sonrasında yapılacak yardımları ve acil müdahaleleri zorlaştıracağı görülüyor. AFAD verilerine göre İstanbul’da 2864 adet toplanma alanı mevcut ancak TMMOB ve İnşaat Mühendisleri Odasına göre, İstanbul’da gerekli kriterleri sağlayan toplanma alanı sayısı sadece 77.

Deprem öncesi ve sonrası için yapılması gereken yönetmeliklerin yapılmaması, yapılan yönetmeliklerin işletilmemesi ve alınması gereken tedbirlerin alınmaması gibi konular düşünüldüğünde; 17 Ağustos 1999 Gölcük Depreminden sonra, depremle ilgili alınacak önlemlerin birçoğunun alınmadığı ve bu sebeplerin olması muhtemel İstanbul Depreminin büyüklüğünü arttıracağı açık bir gerçektir.

Hasan Mert Şen

 

TEILEN
Önceki İçerikEN UZUN 45 SANİYE…
Sonraki İçerikMÖBİUS ŞERİDİ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here