İLK TÜRK KADIN İNŞAAT MÜHENDİSİ: SABİHA RIFAT GÜRAYMAN

0
309

“Milletimiz güçlü bir millet olmaya azmetmiştir. Bunun gereklerinden biri de kadınlarımızın her konuda yükselmelerini sağlamaktır. Bundan dolayı kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir.” -Mustafa Kemal Atatürk

Atatürk, Türk kadınına güvendi, eğitim alanında ve sosyal alanda önümüzü açtı, alınlarımızda cumhuriyetin istikbalini aydınlatacak ışığı parlatmaya vesile oldu. Kadını her alanda destekleyip kadın erkek ayrımcılığına son vermek üzere çalışmalar yürüttü, aslen insani yükselişe önem verdi. Kurtuluş savaşından yeni çıkmış, genç cumhuriyetin cesur kadınları ise bu güveni boşa çıkarmayarak geleceğe yön vermeye ve diğer tüm kadınlara ilham olmaya emin adımlar attı. Ülkedeki eğitimli insan sayısını ve kadınların da bu alandaki varlığını arttırmak üzere, 1927 senesinde Atatürk’ün emriyle, dönemin Yüksek Mühendis Mektebi şimdiki İstanbul Teknik Üniversitesi’ne ilk kadın öğrenci alımı yapıldı. Böylelilikle cumhuriyetin ilk mühendis kadınları kararlılıkları, azimleri ve güçlü duruşlarıyla eğitim, toplum ve iş hayatında boy göstermeye başlayabilecekti.

Sabiha Rıfat, tarihimizin ilk kadın mühendisi. 1910 senesinde Makedonya Manastır’da dünyaya gözlerini açan cesur yürekli kız çocuğu ilk olarak Beşiktaş Esma Sultan İlkokulu’na giderek eğitim hayatına başladı. İlkokuldan sonra Nişantaşı Kız Ortaokulu’na devam edip burayı da 1925 yılında bitirmesinin ardından 1927’ye kadar İstanbul Kız Lisesi’ne gitti. Okul arkadaşı Nesibe’den tesadüf eseri Mühendis Mektebi’ne o yıl ilk defa kız öğrenci alınacağını kayıtların son gününde öğrenince koştur koştur okul yolunu tuttu. Giriş sınavlarına iki gün kaldığını öğrendi, “Boşuna yorulma kızım” sözü ile karşılaşınca tepesi attı, yalnızca “Beyefendi! Siz bana kayıt şartlarını söyleyiniz” dedi. Son anda kaydolduğu sınavı başarıyla geçti. 1927, 14 Ekim’inde 933 okul numarasıyla okula kaydoldu. 

                             (Sabiha Hanım’ın Mühendis Mektebi Kaydı)

O yıl, 6 yıllık mektebin son ortaokul mezunu kabul ettiği yıl olarak tarih sayfalarında yerini alıyordu. Kendisi okula giren tek ortaokul mezunu kadındı. Mühendislikte dönemin mimari şartlarını ve ülkenin savaştan yeni çıkmış durumunu göz önünde bulundurarak bayındırlık alanında hizmet vermek istediğine karar verip ilk kadın inşaat mühendisimiz oldu. Aynı dönemde yine inşaat mühendisliği öğrencisi olarak okula giren ikinci bir kadın öğrenci vardı, o da Melek Erbul’du. Gümüşsuyu’ndaki okulda 350 kişi arasında yalnızca iki kadın öğrenci bulunuyordu.

                        (1929, Şubat ayı, Fenerbahçe erkek voleybol takımı)

Sabiha Rıfat, Atatürk’ün “zeki, çevik ve ahlaklı” sözüne kayıtsız kalmayarak henüz 17 yaşındayken, Fenerbahçe’nin ilk kadın voleybol takımının kaptanıydı! Ancak bu takım rakipsizlik sebebiyle uzun ömürlü olamadı. Yine de pes etmedi ve erkek takımında forma giymeye başladı. Fenerbahçe’nin ilk sarı meleği oldu. 5 erkek 1 kadın çıktığı maçlarda 1929 yılında şampiyon olan takımı yukarı taşıyan kadındı. Yani Türkiye’nin ilk kadın mühendisi olmasının yanında ilk kadın voleybolcusu olma özelliğini de taşıyordu. Takım arkadaşları tarafından “Uçan Parmaklar” ismiyle anıldı. Daha sonraları bu isimde kendisini anlatan bir belgesel de çekildi. Başarıları sonucunda Fenerbahçe Spor Kulübü Genel Kaptanı Hayri Celalleddin Atamer, Bedii Süheyl Enüstün aracılığıyla Sabiha Hanım’a bir kutlama mektubu gönderdi: ‘‘Bu memlekette ilk defa cem’i sporda erkek arkadaşlarla beraber oynamak suretiyle gösterdiğiniz teceddüd ve muvaffakiyetten dolayı sizi Fenerbahçe gençliği ve hey’et-i idaresi adına hararetle tebrik ederim efendim.’’

1933 yılının 13 Nisan’ında Melek Hanım ile diplomalarını aldıklarında Melek Erbul “Şimdi ne yapacağız” diye sordu, Sabiha “Hiç, herkes gibi, onlar ne yaparsa bizde onu yapacağız” diye cevap verdi. Melek Hanım daha sonra Bursa Nafia Müdürlüğü’nde göreve atandı, ancak daha sonraki meslek hayatına dair bir kayıt bulunamadı. Sabiha Rıfat ise mezun olduktan sonra ilk olarak Ankara Bayındırlık Baş Mühendisliği’ne Nafia Vekaleti göreviyle atandı.“Önceleri pek kolay olmuyordu tabi. Odaya giren mühendisi soruyor ve çıkıyordu. Sonra alıştılar, sevdiler de.”

1933 – 1935 yılları arasında Erzurum’da iki okul inşaatında çalıştı. 1934’te Soyadı Kanunu’nun çıkmasıyla Ecebilge soyadını aldı. 1935’te Mühendislik Mektebi mezunu öğrenciler dönem içinde şehir dışı görev almaya başlarken Sabiha Hanım’ın Ankara Beypazarı’nda görev alma isteği kadın olduğu gerekçesiyle geri çevriliyordu, fakat pes etmeyerek ısrara devam etti ve isteğine ulaşarak görev yerine kavuştu. Beypazarı karayolunun 86. kilometresinde yer alacak Kemer Köprü yapımında çalışmaya başladı. İnşaat devam ederken işçiler müteahhitle anlaşmazlıklar yaşayıp camii inşaatından daha iyi para kazanacakları gerekçesiyle alanı terk ederken onları vazgeçirmeyi başarıp beraber başladıkları işi birlikte bitirmelerini sağladı. “Camiden çok köprünün yapımı önemli gelin işimizi bitirelim.”

Başlarda “Dağ başında, şantiyede kadının ne işi var?” diyen halk daha sonra köprüyü Mühendis Hanım’a ithafen “Kız Köprüsü” diye anmaya başladı. Şimdilerde ismi resmiyette Karaboğaz Köprüsü olsa da köprü halen Kız Köprüsü isminin hatırasını taşımakta.

                 (Kız Köprüsü’nün günümüzdeki hali ve geçmişteki inşaatı)

Beypazarı’ndan dönünce Yapı ve İmar İşleri Reisliği’ne Teknik Müşavir göreviyle atandı. Okul, hastane, köprü, halkevi, hükümet konağı ve birçok bina inşaatının yapım ve kontrolünde çalıştı. 1939 yılında Mühendis Mektebi’nden sınıf arkadaşı yüksek mühendis Remzi Gürayman ile evlendi.

1941 yılına mimarı Vedat Tek olan Ankara Ulus’taki TBMM’nin kontrol şefliğini üstlendi. 29 Aralık 1945’te 35 yaşındayken meslek hayatının en büyük eseri olarak nitelendirdiği Anıtkabir’de proje başmühendisliği ve kontrol mühendisliği yaptı. Projede mimar Ord. Prof. Emin Onat ve Prof. Orhan Arda ile beraber çalıştı. Mühendis olmasını sağlayan Atatürk’e minnetini, erkeklerin baskın olduğu mühendislik alanında Anıtkabir gibi büyük, güçlü bir proje şantiyesinde topuk seslerini duyurarak gösterdi. “Ne mutlu ki, Türk kadınına çağdaşlık yolunu açan Atatürk’e olan borcumun bir bölümünü ödeyebileceğim!”

              (Anıtkabir inşaatında Sabiha Gürayman ve en sağda Orhan Arda)

Anıtkabir’de bir kadın mühendisin yer alması hem de baş mühendis olması yalnız Türkiye için değil tüm dünya için örnek teşkil eder nitelikteydi. Yunanistan Başbakanı Venizelos kabri ziyareti sırasında Mühendis Hanım ile tanışıp elini sıkarken “Hayatımda ilk defa büyük bir işin başında bir kadın görüyorum. Sizi gerçekten tebrik ederim.” demiş ve kendi ülkesinde de bu durumdan büyük bir övgüyle bahsetmişti.

               (Doç. Dr. Orhan Arda, Sabiha Rıfat ve Kıdemli Mühendis Osman Akman)

Anıtkabir’deki görevi 10 sene sürdü. Süreç içerisinde iki inşaatı da İsmet İnönü, Celal Bayar ve Adnan Menderes birçok kez ziyaret etti bu vesileyle Sabiha hanımla bir araya geldiler. İnşaatın tamamlanmasıyla Atatürk’ün bedenenin Anıtkabir’e nakledişinin ardından Mühendis Hanım Milli Eğitim Bakanlığı Teknik Müşavirlik kadrosuna getirildi. 1963 yılında 30 senelik başarılı meslek hayatının ardından kendi isteğiyle emekliye ayrıldı ve İstanbul’a taşındı. Hiç çocuğu olmadı, ancak bir asker çocuğu olarak henüz yaşarken mal varlığını, şehit çocuklarının eğitimine harcanması üzerine İTÜ Vakfı’na ve Remzi Akkaya Vakfı’na bağışladı. 1993’te eşi Remzi Bey’in vefatından sonra yeğeni Beyhan Susup’un yanına İzmir’e yerleşti. 4 Ocak 2003 saat 20.10’da hayata gözlerini yumdu. Bostanlı Doğançay Mezarlığı’na defnedildi.

Günümüzde Sabiha Rıfat Gürayman’ın fotoğrafları, Anıtkabir Hürriyet Kulesi’nde “Anıtkabir Yapımında Emeği Geçen Mimar ve Sanatçılar” bölümünde ve Anıtkabir Müzesi’nde “Hukuk, Kadın Hakları ve Soyadı Devrimleri” bölümünde ilk kadın mühendis olarak yer alıyor.

                        (Sabiha Hanım’ın farklı dönemlerden fotoğrafları)

Mesleğinde ve sosyal anlamda ardında kalıcı izler bırakan, her anlamda titizce ve kaliteden ödün vermeden çalışan Sabiha Rıfat, “Bırak, deneme bile!” diyenlere kulak asmadı ve denemeye karar verdi. Özgüveni yüksek, konusuna hakim, dediklerini başarıyla yerine getiren öncü bir Türk kadınıydı. Azim, kararlılık, sabır ve başarı dolu bir hayat hikayesiyle yeni nesillerin Mühendis Hanımlarına bir ümit ışığı oldu ve olmaya devam edecek.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here