HİMALAYA SU KULELERİ

2
656

Söz konusu Himalaya Dağları olduğu zaman çoğunlukla aklımıza ilk olarak bu dağların dünyanın en büyük ve en yüksek sıradağları olması özellikleri gelir. Sayısal verilerle ifade edildiğinde 2400 km uzunluğuna sahip bu sıradağlar, 8848 m yüksekliğiyle dünyanın en yüksek zirvesi olan Everest’i de içinde bulundurur. Birkaç saniye Himalayalar’ı düşünmek için kendimize fırsat verdiğimizde ise bu uçsuz bucaksız gibi hissettiren sıradağların beyaz bir örtüyle kaplı görüntüsü zihnimizde canlanır.

Himalaya Dağları’nın önemi tabii ki sadece yukarıda bahsi geçen özelliklerden ibaret değil. Bu dağ zincirindeki buzullar Asya’nın 9 büyük nehrini beslerken, 1.3 milyar insanın da su ihtiyacını gideriyor. Diğer yandan gelişen dünyayla beraber gelen küresel ısınma artışının Himalaya buzullarına tanıdığı vade ise 50 yıldan fazla değil. Yaklaşık 55.000 buzula ev sahipliği yapan Himalayalar, şimdilik Dünya’nın tatlı su rezervinin de %40’ını karşılıyor. Bu noktada eğer büyük çapta önlemler alınmazsa kaçınılmaz bir facianın kısa bir süre sonra bizleri ve gelecek nesilleri beklediği apaçık ortada.

Çağımızın en önemli konularından biri haline gelen sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalar geçmişten bugüne sorunlara paralel olarak bir taraftan devam ediyor. Yine bu alanda 2012 yılında evolo.us tarafından geliştirilen bir proje geliştirme yarışmasında birinci gelen çalışma ise Himalaya Dağları’ndaki buzulların erimesiyle ortaya çıkan sorunu çözüme kavuşturmayı hedef alıyor. “Himalaya Su Kuleleri” olarak isimlendirilen bu çalışma ütopik bir yaklaşım sergilese de gerçekten üzerine kafa yorulmuş, teknolojiden göz ardı edilemez bir biçimde yararlanılması gereken bir proje olduğu yadsınamaz bir gerçek.

Bu su kulelerinin genel çalışma prensibi buzul sularını dağlardan çekip arıttıktan daha sonra kullanılmak üzere kulelerin tepesinde dondurmak üzerine kurulu. Proje sadece buzul sularıyla kısıtlama getirmeyip mevsimsel yağışları ve bahar yağmurlarını da depolayabilme özelliğini sunuyor. Bu fikir baz alınarak hayat bulması umut edilen Himalaya Su Kuleleri, nesiller boyu suyun saklanabilmesini sağlamayı amaç ediniyor.

Her bir kule dört temel bölümden oluşuyor. Kulenin en aşağısında bulunan D bölümü devasa kulenin ağırlığını destekleyecek sağlamlıkta ve güçte tasarlanmış. Suların taşınmasına olanak sağlamak üzere su tüpleri de bu bölümde yer alıyor. Bir üst segment olan C bölümü, toprağın üstünde kalan kule ayaklarından oluşuyor. Bu kule ayaklarının içinden D bölümünden aktarılan su tüplerinin geçişi sağlanıyor. B bölümünde kulenin asıl işlevi başlamış oluyor. Suyun soğutulması ve arıtılması B bölümünde gerçekleştiriliyor. Gerekli işlemlerden geçen su nihayet A bölümüne ulaştığında dondurulup depolanmak üzere olan serüvenini tamamlamış oluyor.  Sonraki etapta ihtiyaç durumunda çevredeki kasaba ve şehirlere suyun dağıtımı sağlanıyor.

Gördüğümüz üzere hız kesmeden gelişen teknolojinin getirdiği kolaylıklar ve zorluklar birbiriyle kıyaslanamayacak düzeyde yarış halinde. Himalaya Su Kuleleri projesinden daha az maliyetle daha stratejik bir proje gerçekleştirilebilir mi düşüncesi akıllarda soru işareti olarak yer edinse de kendimize ve gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakmak için bu projeye hayranlık duyup öylece beklemenin ötesine geçmenin  gerektiği gözler önüne serili.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here