İnşaat mühendisi’ olma yolunda ilerleyen bir öğrenci olarak, okul dışı hayatımda yapma fırsatı bulduğum gözlemlerimde; teorik bilginin büyük bir kısmından ve dolayısıyla onun ürünü olan dört köşe kağıtlardan yani ‘diplomalardan’ yoksun olan, kamera arkası gizli kahramanların varlığının ne büyüklükte olduğuna şahit oldum. Onların adı kimi yerde ‘formen’ idi, kimi yerlerde ise ‘ustabaşı’. Belki de her biri en başından beri hayat mücadelesi içerisinde nereye gittiğini bilmeden ‘Hurra!’ çalışmaya başlamış insanlardı. Yaptıkları işler hiçbirinin çocukluk hayali değildi! Kim bilir, fırsatlar varlık gösterseydi, belki onlar da ‘diploma’ eksikliklerini(!) ziyadesiyle kapatabilirlerdi. Sayısız diplomasız mühendisten biri ile muhabbet havasında bir röportaj yapma imkanım oldu. Kendisi orta ölçekli bir firmada ‘formen’, aynı zamanda konumu itibariyle firmanın en üst personel basamağındaki isim. Ferit SAK.

  • Ferit Bey, İnşaat sektörünün içine kaç yaşında, ne şekilde girdiniz?1989 yılında, 14 yaşımda iken, sektörün içerisinde olan babamın isteği doğrultusunda katılmak zorunda kaldım.
  • Bir zorunlulukla başladı yani?Evet… İş makinesi bakım elemanı olarak işe başladım.

 

  • Ne kadar bir süre içerisinde operator oldunuz?8 ay gibi bir sürede vardiya almaya başlayıp, bakım elemanlığından operatörlüğe geçiş yaptım.

 

  • Bu kadar küçük yaşta şantiye ortamının içine girmiş olmanızın size birtakım dezavantajlar getirmiş olsa gerek… Nelerdi bunlar?Çabuk yaşlanmama neden oldu. Yıpratıcı bir hayat şantiye hayatı. Aile yaşantısından uzakta olmak, üstelik aynı zamanda çalışıyor olmak oldukça zordu.

 

  • Peki bu işe çok erken yaşta girişinizin mesleki hayatınıza olumlu olarak neler kattığını düşünüyorsunuz?Ağaç yaşken eğilir’ denir ya hani; insanın küçük yaşlarda kavrama, öğrenme yetileri daha ileri oluyor. Sanırım bu durum, işimde benimsediğim konuları olabildiğince nitelikli ve çabuk öğrenmemde çok faydalı oldu.

 

  • Ne kadar süre makine operatörlüğü yaptınız?On yıl boyunca aralıksız makine operatörlüğü yaptım. Onu takip eden dört yılda makine operatörlüğü yaptığım gibi aynı zamanda, yapıyor olduğumuz küçük çaptaki işlerin yönetimine emek verdim. O dört yılın ardından da makine operatörlüğünü bırakıp, iş sahasından ve yapılan işlerden sorumlu olmak üzere formenliğe geçiş yaptım.

 

  • Formenliğe geçişiniz nasıl oldu?Çalışıyor olduğum firmanın yaptığı işlerin hacmi büyüdükçe, bir yandan operatörlük yaparken bir yandan da işi yönetip, işe yön vermem imkansız hale geldi. İş akışını sağlamak adına bir insana gereksinim duyulunca da, çalıştığım firma beni uygun gördü ve formen oldum. Formenlik dediğimiz, başlı başına bir meslek değil tabi; işin içinden gelen, tecrübesine güvenilen elemanların zamanlar iş yönetimine katılıyor olma durumu…

 

  • Makine operatörlüğünde de iddialı bir isim olduğunuzu biliyorum. Çalışmalar esnasında ‘ince işçilik’ gerektiren durumlarda mevcut makine operatörünün yerini alıp, kendinizin yaptığı oluyor mu?Yer ve zamana göre değişiklik gösterebiliyor bu durum. Olduğu oluyor tabi…

 

  • Bu durum, o işi yapmakla yükümlü olan personelin iş kabiliyetine tam anlamıyla güvenmeyişinizden kaynaklanıyor diyebilir miyiz?Tam olarak güvensizlik diyemeyiz aslında… Kimi zaman bir işin hemen yapılması gerekiyor ve o anda o işi kendinizin yapması, terfi etmenizden daha kısa sürebiliyor. Yapılacak olan işin yapımı hususunda sizin de tecrübe sahibi oluşunuz işi hızlandırıyor haliyle.

 

  • Ülkemizde yeterince kalifiye eleman yetiştiğini düşünüyor musunuz?İnşaat sektörü çok geniş bir sektör. Haliyle çok fazla insana gereksinim var. Bu gereksinimden haberdar olarak sektöre giren her elemanın da kendini çok iyi yetiştirdiğini söylemek pek mümkün değil.

 

  • Genel anlamda, işin her alanında nitelikli eleman yetişmemesini neye bağlıyorsunuz?İnsanların tek gayesi ‘para kazanmak’ olmuş durumda. Büyük bir çoğunlukta “Yaptığım işin en iyisi olmalıyım, işimi en iyi şekilde yapmalıyım.” çabasını gözlemlemek çok zor. İnsanlar ‘mühendis’, ‘demir kalıp ustası’ veya benzeri sıfatları bir şekilde kazandıktan sonra kendini yenilemeye, geliştirmeye son verirse, nitelikli eleman yetişmesi çok zor oluyor.

 

  • Ferit Bey, biraz da sizin meşgul olduğunuz işlerle ilgili soru sormak istiyorum. Formen olduğunuzdan bu yana ne tür projelerde yer aldınız?Otoyol, hızlı tren, toplu konut, HES (Hidro Elektrik Santrali) ve benzeri projelerde yer aldım.

 

  • Özellikle son yıllarda Tokat – Reşadiye bölgesinde dört HES projesinin temel kazı, hafriyat işlerinin yapımında ciddi emekleriniz olduğunu biliyorum. HES projeleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce HES’lerin getireceği fayda, doğaya yaptığı tahribatı perde arkasında bırakmaya yetiyor mu?HES’lerin Türkiye için getirisi çok büyük. Doğa adına tahribatı yok mu? Var. Fakat bu önüne geçilemeyecek bir tahribat değil bence. HES’lerin yapımını gerçekleştiren firmalar doğaya zarar vermemek adına çalışmalarına önem verir; akarsularda yaşayan canlıların devamı için, en az gerekli olan ‘can suyu’nu akarsuya yeniden sağlar, HES’lerin bulunacağı alandaki ağaçları yok etmeden başka yerlere transfer eder ve proje tamamlandıktan sonra bölgede ağaçlandırma çalışmalarına önem verirlerse, tahribat minimum seviyeye indirilebilir. Enerjide dışa bağımlı bir ülkeyken ve doğal kaynaklarımız bu kadar zenginken bence HES’ler gerekli projeler. Tabii ki her zaman öncelikli koşul doğaya zarar vermemek.

 

  • Şuan orta büyüklükte, genel anlamda taşeron olarak büyük firmalara çalışan bir firmanın en üst basamağındaki isimsiniz. Kendi firmanız personeli ile müteahhit firmaların teknik kadrosu arasındaki iletişimi kurmak ne şekilde gerçekleşiyor? Zor oluyor mu?Zor olan hiçbir şey yok. Yaptığımız işle, çalışma programımız ve tarzımızla kendimizi teknik kadroya kabullendirdiğimiz için diyaloglarımız gayet sağlıklı. Birbirimizi anlamakta sorun çekmiyoruz.

 

  • Sizce ‘yönetim’ nedir?Yönetim, kendi alanındaki konularda fikir sahibi, tecrübeli olan şahısların işin akışını ve çalışanları koordine etme kabiliyetidir.

 

  • Yönetici olan bir insanın öncelikli sahip olması gereken nitelik nedir?Yerinde, zamanında; en hızlı ve en doğru kararı alıp uygulamaya sokabiliyor olmak yönetici vasfındaki bir insanın sahip olması gereken birincil niteliktir. Aynı zamanda unutulmamalıdır ki; iyi bir yönetici, her işi bilen değil (ki bu mümkün değildir), statüsel olarak kendinden alt basamaklarda çalışan, fakat kendi yaptığı işte ehlileşmiş personelden en yüksek verimi, faydayı sağalayabilendir.

 

  • Çalışma hayatınızın prensibini bir cümle ile betimlemenizi istesem?Yapılan iş her ne olursa olsun; iyi yapılmalı, özverili yapılmalıdır.

  • Sizin tahsil durumunuz ‘ilkokul’. Kimi zaman, işlerini yaptığınız büyük çapta yüklenici firmaların proje müdürlerinin, yüksek mühendis ve mühendislerinin bulunduğu toplantılara davet ediliyorsunuz. Yüksek öğrenim görmüş bu teknik kadrolar tarafından görüşleriniz alınıyor, projeye sizin görüşleriniz doğrultusunda yön verilebiliyor, hatta projede değişikliklere gidilebiliniyor. Sizin fark ettiğiniz yanlışlık veya eksikliklerin yüksek öğrenim görmüş bu kadrolar tarafından fark edilmeyişini nasıl ifade ediyorsunuz?Bu durumların öncelikli nedeni, teknik kadro içerisinde bulunan mühendislerin bazılarının yapılan iş kolu hakkında tecrübe sahibi olmayışı olabiliyor. Örnek verilecek olursa, dev mimarilerde dahi ileri tecrübe sahibi olan mühendisler, yol, HES vb. projelere yabancı olabiliyor. Böyle durumlarda fikirlerimin projeyi etkiliyor olması şüphesiz ki, mühendis arkadaşların yetersiz oluşundan değil, belli bir konuya o an için çok yakın olmayışlarındandır. Güzel olan da, belli bir iş kolunda henüz iş tecrübesi olmayan mühendislerin, ‘işin işleyişi’ noktasında kaprisli davranmayıp, kendileri kadar eğitimli olmayan insanlara akıl danışabiliyor olmaları. İşler böylesine bir ‘fikir alışverişi’ ortamında yürütüldüğünde hem vakitten hem de nakitten kazanmamak çok zor değil. Her zaman ilk imalat en rahat; imalata tadilat ise en zahmetli ve en masraflı olandır.
  • Bir ‘formen veya usta başı’ ile ‘şantiye mühendisi’ arasındaki farklar nelerdir?Formenler veya usta başları işi uygulamaya döken ve her an başında olan, mühendisler ise uygulamaya dökülmesi için gerekli izinleri, talimatları veren ve işi denetleyen kişilerdir. Yaptıkları işler birbirinden çok farklı olsa da aynı amaca hizmet ederler. Mühendisler işin yekününün sorumluluğunu omuzlamışken, formen veya usta başı işin özel alt kollarında uzmanlaşmış, işin akışını yöneten ve olan biteni sözlü, gerekirse yazılı bir şekilde mühendise özet rapor eden elemanlardır. Kısacası, formenler ve usta başları bir iş sahasındaki iş akışı ve hiyerarşinin önemli orta basamaklarıdır.

  • Şimdi en terletici sorumu soruyorum sanırım… Kimi noktalarda, haricinde veyahut dahilinde bulunduğunuz projelerde, sizde, “Bir mühendisin yaptığı iş böyle olmamalı, ben olsam bu işi şu şekilde yaparım, çok daha sağlıklı olur.” fikrinin oluştuğuna şahit oldum. Mühendis olacak veya henüz yeni mühendis olmuş arkadaşlarımıza yol gösterici olmak amacıyla, bir mühendisin ilkokul mezunu bir insanın zihninde bu tarz bir düşünceyi uyandırmaması için ne gibi bir yol izlemesi gerekir?Benim gördüğüm kadarıyla, yeni mezun olmuş ve hiç iş tecrübesi olmayan bir mühendisin iş sahasında ‘sudan çıkmış balık’tan hiçbir farkı olmuyor. Üniversitelerde alınmış olan teori tabii ki çok önemli ama pratik işin büyük kısmını oluşturuyor. Onun içindir ki, mühendis olacak veya yeni mühendis olmuş arkadaşlara naçizane tavsiyem, işin başında ‘kibire’ yenik düşmesinler. Mühendis olmuş olmanın gururunu ve mutluluğunu tabii ki doyasıyla yaşasınlar ama hiçbir zaman da unutmasınlar ki o zamana kadar geldikleri yol, ondan sonra gidecekleri yolun yanında bir hiç. Her basamakta, kendilerinden daha deneyimli insanların tecrübelerinden sonuna kadar faydalansınlar. Her yeni gün, bir önceki günden daha donanımlı olabildiğini fark edebilen bir mühendis, gerçekten de kendini geliştirebilen mühendistir. Bunları kendine prensip edinmiş bir mühendisin ortaya koyduğu işlerde zaten bize değil eleştiri getirmek, ancak saygı duymak düşer…

 

  • Son olarak; ODTÜ ve mezun verdiği inşaat mühendisleri hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyim?
  • Ayrıntılara pek sahip olmasam da herkes gibi ben de ODTÜ’nün dünya çapında bir tanınırlığı olduğunu biliyorum. Şüphesiz ki, bir üniversitenin dünya çapındaki tanınırlığı da bünyesindeki insanların başarıları olmadan olmuyor… İnşaat mühendislerine gelince; Türkiye’de inşaat sahalarında ODTÜ mezunu inşaat mühendislerine ben pek rastlamadım. ODTÜ mezunlarını ya firmaların üst düzey yönetici basamaklarında ya da kendi sahibi oldukları firmaların başında görmek daha mümkün. Gözlemlerim neticesinde diyebilirim ki; genelde başarı grafikleri yüksek inşaat mühendisleri mezun ediyor ODTÜ…

 

  • Ferit Bey, vakit ayırdığınız, sorularımı ben ve okuyacak olan herkes için yanıtladığınız için çok teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki, iş hayatına karşı olan genel görüş ve düşünceleriniz hangi branştan olurlarsa olsunlar mühendis olmaya aday olanlar için çok faydalı olacak.Görüş ve düşüncelerime itibar ettiğiniz için ben teşekkür ederim asıl. Mühendis olacak arkadaşlara, doğru yönlendirici bir çift söz edebildiysem ne mutlu bana…

Hazırlayan: Cem ÖZCAN

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı giriniz