EN UZUN 45 SANİYE…

0
216

Takvim yaprakları 17 Ağustos 1999’u gösterdiğinde gazete manşetleri ağız birliği yapmıştı sanki. Kimisinde “Yıkıldık”, kimisinde “Facia” kimisindeyse büyük harflerle “DEPREM” başlıklarını okudu tüm Türkiye. Ancak hepsi tek bir şey söylemek istiyordu: kayıplarımız ve acımız çok büyük.

Deprem, o gece saatler 03.02’ yi gösterirken Gölcük merkezli olarak meydana geldi. 7.8 büyüklüğünde olduğu belirtilen deprem Ankara ve İzmir’e kadar çok geniş bir alanda hissedildi. Milyonlarca insanı etkileyen bu afet tam 45 saniye sürdü. Depremin ardından iletişim ve ulaşım sorunları baş gösterdi. Önemli kara yolları kilitlendi ve deprem olduğu haberi yayılamadı. Enkazlardan kurtulmayı başaran kazazedeler ise kurtarma ekipleri gelene kadar kendi imkanlarıyla komşularını, sevdiklerini yıkıntılardan çıkarmaya çalıştılar.

 

Gün ağardığında ise bitmek bilmeyen o gecenin korkunç manzarası gözler önüne serildi. 285.211 konut ve 42.902 iş yeri hasar görmüş, Türkiye’nin en büyük rafinerisi TÜPRAŞ’ta günlerce sürecek bir yangın başlamış, hastaneler hasar görmüş ve hatta bazı limanlar sular altına gömülmüştü. Meydana gelen bu hasarlar Devlet Planlama Teşkilatı’nın hesaplamalarına göre 15-19 milyar dolarlık bir zarara neden oldu. Deprem dolayısıyla artan dış kaynak ihtiyacı ve bir süre mecburi olarak duran sanayi faaliyetleri de milyarlarca dolarlık bu zararın artmasına sebep oldu.

Bu denli büyük hasara sebep olmuş felaket ancak gün ışığının manzarayı ortaya çıkarmasıyla duyuldu ülkede ve deprem haberinin yayılmasının ardından, depremden etkilenen bölgelere yardımlar yağmaya başladı. Yardımların yanı sıra, İngiltere, ABD, Japonya ve Yunanistan başta olmak üzere 51 ayrı ülkeden ve Türkiye’nin hemen her şehrinden, binlerce kişiden oluşan gönüllü ordusu bölgeye akın etti. Ayrıca çoğu kişi tarafından o gün adı duyulan AKUT yardıma ilk koşanlardan oldu. Ancak, günlerce süren kurtarma çalışmalarına rağmen 18.373 kişinin hayatını kaybettiği, 48.901 yaralı ve 5.840 kayıp vatandaşın olduğu resmi kayıtlara geçti.

Tüm bu uğraşlara rağmen depremin vurduğu bazı bölgelere ise yardımın gitmesi günler sürdü ve temizlenmesi aylar süren enkaz kaldırma çalışmaları başladı. Ortaya çıkan bu durumların ve depremin hemen sonrasında yaşanan iletişim ve ulaşım sorunlarının sonucu olarak birçok düzenleme yapıldı. Başta iletişim vergisi olmak üzere bazı vergiler yürürlüğe girdi. Toplanma alanları belirlendi, deprem sigortası zorunlu hale geldi ve sonuncusu 2019 yılında yayımlanan deprem yönetmeliklerinde revizyonlar yapıldı. Ayrıca yapılarının binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olan müteahhitlere ve şirketlere çok sayıda dava açıldı.

O günün üzerinden 21 yıl geçti ve başta İstanbul olmak üzere bu depremden çok büyük kayıplarla çıkan bütün şehirler o dönemki hallerinden kat kat daha büyük hale geldi. Olası büyük deprem bölgelerindeki bu şehirler böyle bir depremle yüzleşecek kadar sağlam mı? Depremin hemen sonrası alınan önlemlere neler eklendi? İnsanlar, deprem konusunda ne kadar bilinçli ve buna ne kadar hazırlar? Bir sonraki yazımızda bu sorulara cevap arayacağız.

17 Ağustos 1999 Gölcük depreminde hayatını kaybedenleri saygıyla anıyor ve o korkunç gecenin tekrar yaşanmamasını temenni ediyoruz.

 

Alperen KORKMAZ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here