Yüzyıllardır ayakta kalmış yapılara bakıp da o işlere imza atmış mühendislere, mimarlara gıpta etmemek mümkün değil. Kim istemez ki gecesini gündüzüne katıp meydana getirdiği eserin nesiller boyu dimdik durmasını. Peki ya birkaç ay sonra gözlerinin önünde yok olacağını bilerek inşa etmek? 1990’dan beri, İsveç’te her yıl bir grup insan bunu yapıyor.

BUZDAN HOTEL!

Her yıl kasım ayının başında inşasına başlanan “dev iglu” baharın gelmesiyle birlikte yok oluyor ve ertesi yıl başka bir tasarımla tekrar inşa ediliyor. Bu dev yapı, hem inşaat hem mimari açısından oldukça ciddi bir çalışma gerektiriyor. Malzeme buz ve kar olunca inşaat ile ilgili tüm bilgilerimiz birden işe yaramaz hala geliyor, bildiğimiz tüm o ekipmanlar ve malzemeler değişiyor. Başta kulağa son derece çılgınca gelen bu fikir, aslında inşaat mühendisliğine farklı bir bakış açısından bakmamızı sağlıyor.

Buz otel her yıl aynı yerde İsveç’in kuzeyinde Jukkasjavi adında küçük bir kasabada inşa ediliyor. Bu yer, hem yılın 8 ila 10 ayı yerden kar kalkmadığı hem de buz otelin temel malzemesi olan buzun sağlandığı Torne Nehri’ne çok yakın olmasından dolayı buz otel için çok uygun. Hava sıcaklığının kışın -40 dereceye kadar düşmesi buz otelin sağlam bir şekilde kışı geçirmesini sağlıyor. Ancak küresel ısınmadan dolayı bu 6000 m2lik dev yapı her yıl daha kısa sürede inşa edilmek zorunda. Bir futbol sahasından daha büyük olan buz otelin 80 ziyaretçi odası ve 10 metre yarıçaplı bir kubbe olan kilisesi bulunuyor.

Buz otelin inşasında malzeme seçimi gerçekten çok önemli. Bu iş için yaklaşık 30000 m2 kar ve 30000 ton buz kullanılıyor. Torne Nehri’nden sağlanan su, özel makinalar sayesinde buz ve kar karışımı olarak kalıpların üzerine püskürtülüyor. Püskürtülen bu buzlu kar 2 gün boyunca kalıpların üstünde sıkışarak mukavemeti yüksek bir yapı malzemesine dönüşüyor. Otelin kolonları, duvarları ve eşsiz heykelleri is dünyanın en temiz ve saydam buzundan yapılıyor. Torne Nehri’nin yüksek hızı sayesinde, su, içinde hava kabarcıkları oluşamadan donuyor ve kristal kadar temiz bir buz kütlesi oluşuyor. Baharda, yaklaşık -5 derecede, buza hasar vermeden kesmek için tasarlanmış özel testerelerle çıkartılan buz kalıpları, kasım ayına kadar -5 derece sabit sıcaklıkta bir depoda bekletiliyor. Bu süreçte iyice berraklaşan buz kalıpları kesilme sırasında azalan mukavemetini de geri kazanıyor. Bu sayede, her ne kadar kırılgan ve hassas olsa da en az beton kadar sağlam bir yapı malzemesi ortaya çıkıyor. Buz bloklarını birleştirmek için kullanılan çimento ise sadece su. Bloklar üst üste konurken araya dökülen bir miktar su anında donarak iki bloğu birbirine son derece sağlam bir şekilde yapıştırıyor. Bu dev igluyu ayakta tutmak için tabiki sadece sağlamlık yetmiyor. Yapının statiği, kullanılan malzemenin hassasiyeti de göz önünde bulundurularak hesaplanıyor. Ama yapının ayakta kalmasını sağlayan en önemli şey kullanılan kalıbın şekli. İki tarafından tutulmuş bir zincir şeklinde olan bu eğriye Latinceden gelen, zincir eğrisi anlamında “catenary arch” deniyor. Bu şekil yapı tarihinde kullanılan en eski ve en basit şekillerden biri. Bu mükemmel eğrinin en önemli özelliği, en güçlü ve en dengeli yay şekli olması. Kendi kendini destekleyen bir yapıya sahip olduğundan başka bir desteğe ihtiyaç duymadan ayakta kalabiliyor. Bu nedenle, başta 5 metre yüksekliğindeki ana koridor olmak üzere, ziyaretçi odalarını oluşturan yan koridorlar da bu kalıp kullanılarak oluşturuluyor. Son derece berrak buz kütlelerinin üst üste konmasıyla oluşturulan sütunlarla desteklenen koridorlar daha da sağlam bir hal alıyor. “Catenary arch” ın avantajlarından biri de, gün boyunca dengeli bir şekilde eriyen dış katmanda oluşan su damlalarının, gece donarak koridorların dışında sağlam bir çeper oluşturması. Otelin kilisesinin ayakta kalmasını da yine son derece dengeli bir yapı sağlıyor. 10 metre çapındaki bir kubbe olan kilise koridorlarda olduğu gibi, buz bloklarından oluşan kristal görünümündeki sütunlarla destekleniyor. Kiliseye bu mükemmel kubbe şeklini ise 10 metre çapında bir balonla sağlanıyor.

İnşaatın başlamasıyla birlikte her bir adımın son derece dikkatli atılması hayati bir önem taşıyor. Her şeyden önce işe başlamak için hava sıcaklığının -5 derecenin altına inmesi gerekiyor. İnşaat sırasında havanın ısınması, verilen tüm emeğin bir anda çöpe gitmesine neden olabilir. Yapının bir temelinin olmaması işleri biraz daha kolaylaştırıyor. İnşa sahası temizlendikten sonra önce ana koridorun oluşturulması için kalıplar yerleştiriliyor. Art arda dizilen kalıpların üzerine kar buz karışımı püskürtülerek sertleşmesi için 2 gün bekleniyor. Tabi proje zamana karşı bir yarış olduğu için bu esnada diğer koridorların yapımı devam ediyor. Sürecin en hassas kısmı ise kalıpların üstündeki koridoru oluşturan buz kar karışımı sıkışıp sertleştikten sonra başlıyor. Koridorun içinde art arda sıralanmış kalıpların birer birer koridorun içinden çekip çıkartılması gerçekten tecrübe isteyen bir iş ve tek bir yanlış hareket tüm koridorun çökmesine neden olabilir. Yapımı tamamlanan yan koridorlara sırayla odaları oluşturmak için sıkıştırılmış kardan duvarlar örülüyor. Bütün bunlar devam ederken bir yandan da dünyanın dört bir yanından gelen heykeltraşlar otelin odalarını süsleyecek olan buzdan eserlerini hazırlıyor. Kubbe ve koridorlar tamamlanıp kristal kolonlarla desteklendikten sonra geriye sadece ince işler kalıyor. Tüm iç yüzeyler ve buz yapılar üzerindeki pürüzlerin giderilmesi için zımparalanıyor. Her şey iç dekorasyona başlamak için hazır olduğunda birbirinden güzel ve eşsiz eserler odalara yerleştiriliyor. Sanatçılar her sene her oda için ayrı bir tasarım hazırlıyor. Bu özel tasarımlar ise ısı vermeyen bir ışık sistemiyle aydınlatılıp atmosferin daha da büyülü bir hal alması sağlanıyor.

Mimarinin ve inşaat mühendisliğinin mükemmel uyumunun bir sonucu olan bu eser yapı tarihinin en çılgın fikirlerinden biri olma özelliği de taşıyor. Her şeyin buz ve kardan olduğu, içkilerin bile buz bardaklarda geldiği bu soğuk cennet her sene farklı bir tasarım ve yoğun bir çalışmayla dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Bu sene 19. kez inşa edilen buz otel, inşaat mühendisliğine kattığı yeniliklerle yine ziyaretçilerini bekliyor.

Yaşam KIZILDAĞ

Kaynak: National Geographic- Mega Yapılar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı giriniz